UMUT
Hışırtılı bir sesle uyandım. Gözümü açtığımda perdenin, kornişi hallice zorladığını görüp hemen kalktım. Camı açık unutup uyuyakalmıştım. Yataktan kalkarken saate baktım. Saatin 23.04 oluşu benim yaklaşık iki saattir uyuduğumu gösterdiyordu. Dışardaki sağanak yağmur, pencerenin önünde duran çalışma masamın üzerindeki tüm yazı taslaklarımı ıslatmış, kelimeleri sanki dalga gibi birbirine karıştırmıştı. Hemen camı kapatıp sandalyeye oturdum. Elime kağıtları alıp incelediğimde birçoğunun okunmaz halde olduğunu gördüm. Aslında sinirlenmem, belki de ardı ardına birkaç küfür savurmam gerekiyordu ama ben yapmak istemedim. Aksine gülümsedim.. Bu yağmura nasıl kızıp küfredebilirdim ki… Doğa kendi sanatını icra ediyor, benim sanatıma ise kendi yorumunu katmak istiyordu. Seve seve kabul ettim. Evet, bana ekstra iş çıkarmıştı ama sorun değildi. Sadece birkaç sayfayı temize çekecektim, o kadar. Hem belki temize çekerken hatalar fark edip onları düzeltir, belki de daha güzel bir hale getirebilirdi...